Bir müzikal daha gelir güzel şehrime

Biraz geç bir yazı oldu ama ancak gidip kendim izleyebildim. Kendim gitmeden de gidin diye yazmak istemedim.

Eminim duymuşsunuzdur ya da reklamlarını görmüşsünüzdür, Victor Hugo’nun ünlü eserinden uyarlanan Notre Dame De Paris müzikali bu sefer kendi anadilinde sahnelenmek üzere Zorlu Performans Sanatları Merkezi‘nde! İlk başta 9-22 Mart arası diye duyrulan müzikal büyük ilgi üzerine 25 Mart’a kadar uzatıldı. İlk günlerdeki matinelerde ilgi o kadar büyüktü ki biletler tükenmişti bile. O yüzden ancak geçtiğimiz haftasonu gidebildim. Haftasonu gitmek biraz daha rahat çünkü öğlen de ayrı bir seans daha var.  Şurada kalmış 5 gün, mutlaka bir seansa, bir kategoriye denk getirin ve gidip izleyin.

Notre-Dame kilisesinin zangocu olan Quasimodo, kilisenin başrahibi Frollo, yüzbaşı Phœbus ve güzeller güzeli çingene kızı Esmeralda etrafında gelişen bir aşk çıkmazı bu. Ama aynı zamanda Paris’i, o dönemin dinamiklerini, sosyo-politik çıkmazlarını, dinin etkisini anlatan bir müzikal. Aklımıza biz küçükken MTV’de dönen Belle şarkısıyla kazınmıştu bu müzikal aslında. Kim o performansı unutabilir ki. Frollo’yu canlandıran Daniel Lavoie ve Quasimodo’yu canlandıran Garou’nun sesleri beni bitirmişti. Bu kadar güzel sesli adamlar bazen fazla geliyor. Hele bir de Daniel Lavoie’nin sesinden “Tu vas me détruire” dinleyin ve kaç saniye içinde boğazınız düğümleniyor bir izleyin. O kadar ama o kadar hüzünlü bir şarkı ve yorum ki dinlemek biraz mazoşistçe oluyor ama yine de değer. Belle’den daha hüzünlü diyeyim ben siz öyle anlayın. Diğer iki favori şarkım da “Les Sans-papiers” ve “Le Temps Des Cathédrales”. “Les Sans-papiers” şarkısını her dinlediğimde inanılmaz derecede heyecanlanıyorum, gaza geliyorum. Hele müzikalde dinlerken sahneye atlayıp performasa eklenmek istedim zor durdum. Yine “Le Temps Des Cathédrales” şarkısı da Gringoire’ın söylediği en güzel şarkılardan, sözlerine de dikkat etmek lazım. O döneme çok güzel ışık tutuyor her iki şarkı da.

Beni, anlatılan aşk hikayesi ve müziklerin güzelliği dışında en çok etkileyen iki şey oldu ama asıl. Biri, taa yayınlandığı 1831 yılından beri, ne yazık ki insanoğlunun “yabancı” insanlara karşı olan tutumunda bir değişiklik olmaması ve göçmen sorununun hala kanayan bir yara olması. Ne acı değil mi dünya globalleşe dursun, biz hala aynı sorunları konuşalım.

Bir diğer hayran kalınası noktası da müzikalin, dansçıları. Daha önce Notre Dame De Paris müzikalini izlememiştim o yüzden yorum yapamıyorum eski versiyonları için ama Pazar günü izlediğim o dansçı ekip mükemmeldi. Koreografiler o kadar iyiydi ki, gerçekten hem işitsel hem de görsel bir şölen oldu.

Kıssaca diyeceğim odur ki, ne bilet fiyatı yüksek deyin, bütçenize uygun mutlaka bir kategori bulursunuz; ne de bir tek haftasonu gidebilirim deyin, hafta arası rutininize böyle bir değişiklik iyi gelir.

*Fotoğraf, kendi arşivimden bir fotoğraf olmadığı için, https://www.nobleandroyal.com/ adlı siteden 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s